Global İşler+

📱Sosyal medya ve özgürlük, 💰Halkın merkez bankası, 🛎Facebook'ta dingonun ahırı

No.55

Bu hafta ABD’de Biden yönetiminde dijital dünyaya ilişkin regülatör kurumlara atanması söz konusu iki ismin daha önce yayımladığı makaleleri ele alıyoruz. Bu makaleler gelişmiş dünyada teknoloji işlerinin regülasyonunun nereye gittiğine dair ipuçları veriyor. Bülteni bitirince ABD’ye komünizm mi geliyor da diyebilirsiniz. Keyifli okumalar!

Eğer bültenimizi Aposto üzerinden takip ediyorsanız, bu size ulaşan son postamız. Aposto bülten hizmetine ilk başladığında biz de ilk yayıncı olarak destek olmuştuk. Aradan geçen aylarda Aposto büyüdü ve bugün birçok başka bültene ev sahipliği yapıyor. Aposto’ya ülkemizdeki medya ekosisteminde önemli bir boşluğu doldurduğu yolculuğunda başarılar diliyoruz.

Bundan sonra Global İşler+’ı sadece Substack üzerinden takip edebileceksiniz. Substack’ten abone değilseniz aşağıdaki tuşa tıklayın!


Teknoloji okuryazarlığı

📹 Haftanın videosu:

Geçen hafta değerli Erhan Erkut hocamın Yetgen derslerinde ile teknolojideki son gelişmeler, dijital regülasyonlar, yapay zekanın merkezileştirici etkisi, devlet aleyhine şirketlerin güç kazanmasının uluslararası etkisi gibi dijital dünyaya dair birçok konuyu ele aldık. Hocayla sohbetimiz 7:20-36:40 dk’lar arasında.


Teknoloji yasalardan daha hızlı ilerliyor

🔖 Haftanın makalesi:

Teknoloji hayatımıza dahil oldukça akla gelen ilk soru nasıl regüle edileceği oluyor. Bültende sürekli ABD ve Çin teknoloji politikalarını, yeni regülasyonları ve mahkeme kararlarını paylaşıyoruz. Peki dijital pazarları, sosyal medyayı, yapay zekayı düzenlerken odağımızı iyi seçiyor muyuz?

  • Daha önce işlerine bültenimizde fazlasıyla yer verdiğimiz ABD FTC başkanı değerli dostum Lina Khan’ın ekibine yeni bir isim katıldı: Olivier Sylvain. Sylvain’ın 2019’da yazdığı Recovering Tech’s Humanity makalesi, hem gündemde olan sosyal medya yasasını tekrar değerlendirirken hem de genel olarak teknoloji regülasyonlarını düşünürken farklı bir bakış sunuyor.

  • Şu an bu platformlar demokrasinin son kalesi gibi muamele görüyor, politika yapıcılar ise içerik kaldırma yetkisi için şirketlere tam yetki vermek üzerine yoğunlaşıyor. ABD’de platformların içeriklerden sorumlu tutulmasını engelleyen Section 230 üzerinden “içerik kaldırma” ve “ifade özgürlüğü” tartışması yapan Sylvain en başta dijital kodamanlara devletmiş muamelesi yapılmasının yanlış bir algı olduğunu belirtiyor.

  • Bu sebeple teknoloji düzenlemeleri yaparken dijital kodamanların maddi hedefleri ve bu hedeflere hizmet etmek için kullanmayı seçtikleri tasarımlar üzerinde düşünmek bunları takip etmek ve onları olmadıkları bir otorite haline getirmemek gerekiyor.


Google ve Facebook’un sömürgesi mi olacağız?

📝 “Global İşler”:

Bu şu anda sadece Türkiye’nin değil teknolojik gelişmelere ayak uydurmaya çalışan her hükümetin öncelikli meselesi. Dijital pazarları düzenlerken odağımız Google ve Facebook olmalı. Zaten rekabete açık yerel işlerle vakit kaybetmemeliyiz. Bu hafta Dünya Gazetesi’nde yazdım.

🤯 Dijital Kodamanlar Köşesi:

Dünya Gazetesinde yazdığım gibi 1 milyar kullanıcıya ulaşarak Craiglist’i geçen Facebook Marketplace, Dingonun Ahırı haline gelmiş durumda. Şirket içi belgelere, röportajlara ve yasa uygulama kayıtlarına dayanan bir ProPublica soruşturması, bu güvencelerin alıcıları ve satıcıları aldatmaca listelerinden, sahte hesaplardan ve şiddet içeren suçlardan nasıl koruyamadığını ortaya koyuyor.


Halkın merkez bankası

🎉Haftanın bonusu:

Biden'ın, ABD'nin BDDK'sı, Office of the Comptroller of the Currency'nin başına getirmeyi düşündüğü Saule Omarova'nın 2020 yılında yazdığı makalesiyle devam edelim. Geçen hafta merkez bankası dijital parası (MBDP) yayıldığından bankalara ne olacağını tartışan IMF notuna yer vermiştik. The People’s Ledger: How to Democratize Money and Finance the Economy makalesi MBDP ile tüm banka hesaplarının merkez bankalarına geçirilmesini ve mevduat bankacılığına son verilmesini öneriyor. Böylece merkez bankasının istediği an doğrudan mevduat faizlerini değiştirmesi, isteyince vatandaşların hesaplarına para yatırıp doğrudan destek vermesi mümkün olacak. Yani para ve maliyet politikasındaki tüm sürtünmeler ortadan kalkacak. 

Evet yanlış duymadınız, ABD'nin yeni bankacılık düzenleme kurumu başkan adayı bildiğimiz anlamda bankacılığın sona ermesinden yana. Zira daha önce de 36. bültenimizde tartıştığımız gibi mevduat bankacılığının varolma nedeni temelde herkesin merkez bankasında hesap açmasının analog dünyada mümkün olmamasıydı. Dijitalleşme sayesinde aracıya gerek yok. Eğer ödeme arayüzleri için aracı lazımsa bunu zaten bankalardan daha iyi yapan fintekler var. Peki tüm mevduat merkez bankasında toplanırsa, kredileri kim verecek? Zurnanın zırt dediği yer burası. Bu konuyu Cuma günkü Dünya Gazetesi yazımda tartışmaya devam edeceğim.


Bitirirken…

Malumunuz Global İşler+ bülteni ücretsiz. Öyle de kalacak.

Ancak eğer bültenleri beğeniyorsanız bu hafta sizden bir ricam var.

Benim de kendi işimi kurmama, dolayısıyla bu bültenine çıkmasına önayak olan, Türkiye’nin önde gelen fintek şirketi İyzico’nun kurucusu, bu yıl kaybettiğimiz Tahsin Isın’ın anısına bir burs fonu kuruldu. Türk Eğitim Vakfı’nın işlettiği fon mühendislik okuyan kız öğrencilere destek olacak. Hayırlı bir iş yapmak isterseniz burs fonuna bağış yapabilirsiniz.


Bu bülten size iletildiyse lütfen Substack üzerinden üye olun!

Bülteni Nesibe Kırış ile beraber hazırlıyoruz.

🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN

📝 Medium: Ussal Şahbaz

❗️Telegram: Global İşler

🔗Web: ussal.net

Global İşler+

ihracat ödülleri🎁, dijital bankacılık💰, yapay zeka🦾, Facebook🔗

No.54

Her hafta Çarşamba sabahı çıkan Global İşler+ Bülteni’nde teknoloji, toplum ve politikanın kesişiminde dünyada olup bitenlere bakıyor, Türkiye’de olanları anlamaya çalışıyoruz. Bu bülten size iletildiyse lütfen Substack üzerinden üye olun!

Bu hafta teknolojik gelişmeler sayesinde oluşacak yerli malı talebinin ihracata etkisi ile başlıyoruz. Sonra Türkiye’den çıkan üç global inovasyona bakacağız. İki önemli raporumuz var: (i) e-para ve bankacılıkla ilgili IMF raporu (ii) yapay zekada Çin-ABD savaşıyla ilgili Harvard Belfer Center raporu. Son olarak Facebook’u skandallarına değiniyoruz.


İhracat ödüllerinin sonu geliyor

📝 “Global İşler”:

Bugün COVID-19 tüm dünyada konteynerden çiplere, işgücünden gıda ürünlerine kadar kıtlık çıkartıyor. Kıtlık da aynı teknolojik dönüşümü tetikleyerek tedarik zincirlerinin yerelleşmesini hızlandıracak gibi görünüyor.

Bu teknolojiler ucuzladığında, her ay ihracat rekoru kırıp bir grup erkeğin fotoğraf çekildiği törenler yapmamız imkânsız hale gelecek. Rekabetçi kur da manasızlaşacak. İhracat yapan sektörlerdeki birçok çalışana da yeni iş bulmamız gerekecek. Bu hafta Dünya Gazetesi’nde yazdım.


Dijital bankacılık bizi nereye götürüyor?

📊 Haftanın grafiği:

Buy Now Pay Later (BNPL) üzerine oluşan ilgiyi gördükçe bu işi biz icat etmiştik ama globalleştiren şirketler neden Türkiye’den çıkmadı diye üzülüyorum.

Türkiye’den tarih boyunca çıkan üç büyük inovasyon var:

  • Alafranga tuvalete taharet musluğu eklenmesi

  • Dolmuş

  • Taksitli satış (BNPL). Bu işi eskiden bayiler yapardı. Sonra banka kredi kartları kurumsallaştırdı. Ancak herhalde network etkisi ile bankacılık sistemi içine hapsolması inovasyonun büyümesini önledi. Bir bakıma erken inovasyon yapmamız lanet haline geldi.

Yukarıda BNPL’ye olan ilgi artışını google.trends üzerinden görüyoruz.

🎉 Haftanın bonusu:

Akıllı telefonlar üzerinden hızlı para transferine olanak sağlayan Pix, Brezilya Merkez Bankası tarafından piyasaya sürüleli 11 ay oldu ve kullanımı yüz milyon kişiyi aştı.

🙂 Pix’in en büyük belası ise adam kaçırma olayları. Eskiden Latin Amerika ülkelerinde geceyarısına doğru adam kaçırıp bankamatikten 23:55’te ve 00:05’te her iki günün para çekme limiti kadar para çektirip adamı bırakma modası vardı. Buna “express kaçırma” deniyor. Şimdi express kaçırmayı Pix’ten ödeme için yapıyorlar. Hatta bizde kıraathanelerde bahis için hesap kiralama gibi, Brezilya’da da bu iş için hesap kiralamalar başlamış.

Dijital paradan bahsetmişken geçen ay IMF’nin bu konuda yayınladığı rapora bakalım:

Raporda bugün kullandığımız ve bankaların mevduat toplayıp bir kısmını kredi vererek yarattığı banka parası ile elektronik paranın nasıl evrileceği tartışılmış:

  • Senaryo 1: Bir arada yaşama… Dijital para ve banka parasının bir arada var olması; savaşın devam etmesi. Burada yerel piyasada bankaların rekabet ihtimali varken global için djital para platformları yakalamak zor. Teknoloji adaptasyonu için de bankaların hızlanması gerek.

  • Senaryo 2: Bütünleşme… Bu senaryoda dijital para sağlayıcıları ticari bankaların dijitalleşemediği noktaları tamamlayacak. Bu bazı gelişen piyasa ekonomilerinde zaten görülüyor.

  • Senaryo 3: Ele geçirme… Üçüncü senaryo ise bankaların radikal bir dönüşümü. Böyle bir durumda, ticari bankaların mevduat alma ve kredi fonksiyonları bölünebilir. Ödeme amacıyla tuttuğumuz mevduatlar dijital paraya geçebilir ve buna karşılık yurt dışında, devlet tahvillerinde veya merkez bankası parasında tutulabilir. Raporda bu en az olası senaryo olarak görülüyor ama ben en muhtemel bunu görüyorum.

Merkez Bankalarının kendi dijital paralarını yapmadan önce sorması gereken siyasi soruları geçen ay Dünya Gazetesi’nde yazmıştım: Dijital TL ile ilgili 4 siyasi soru


Yapay Zekada Çin-ABD savaşı

📃 Haftanın Raporu:

Pentagon'un eski yazılım şefi (CTO), Çin'in ABD ile olan yapay zeka savaşını kazandığını ve teknolojik gelişmeleri nedeniyle küresel hakimiyete doğru ilerlediğini söylemiş.

"15-20 yıl içinde Çin'e karşı rekabet etme şansımız yok. Şu anda, zaten bitmiş bir maç. Savaşın gerekip gerekmediği sadece boş laf.”

Google’ın eski CEO’su Eric Schmidt’in de yazarlarından biri olduğu, ABD’nin en önemli ulusal güvenlik düşünce kuruluşlarından Harvard Kennedy School Belfer Center‘ın 2020 yapay zeka raporunda SSCB’nin elinde şu an dijital kodamanların elinde olan data ve business modellerdeki yapay zeka teknolojisinin elinde bulundursaydı Soğuk Savaş’ın galibinin onlar olacağını iddia ediyor.

Peki nasıl? Çin’in yapay zeka gelişmelerinde öne çıkmasının en büyük etkeni otoriter rejim. Geçen hafta Facebook’u otokrasiye benzetmiştik. Platformların iş modeli ve algoritmaları yapay zekanın Çin Komünist Partisisi otoritesini beslemesine rehber oluyor.

  • Facebook’un iş modelini düşünelim. 2,4 milyar kullanıcının özel hayatını paylaştığı ve anlaşıldığını hissettiği bir platform. Kullanıcılarının kim olduğunu, neleri önemsediklerini, başkalarına gönderdiklerini ve hangi paylaşımda kaç saniye kaldığını görecek kadar verisi var. Bu da kullanıcıları her alanda yönetmesiyle sonuçlanıyor.

  • Amazon… Farklılıklarına rağmen, Başkan Xi ve Bezos'un ortak bir önemli sorunu var: üyelerin nasıl işe alınacağı, elde tutulacağı ve yönetileceği. Amazon algoritmaları, Prime üyelerine daha fazla imkan sunar, ürünlerle ilgili ayrıntıları öğrenmesine yardımcı olur (tarama ve satın alma modellerinin tespiti yoluyla), tüm coğrafyalarda lojistiği kolaylaştırır. Sadık üyeliğin sürdürülmesi, kuruluşlarının uzun vadeli başarısı için hayati öneme sahip.

Bu arada, rapordaki gizli Google lobisini de dikkatten kaçırmayalım. Birçok yerde ABD’de dijital kodamanlara karşı yükselen politik tepki, kişisel verilerin korunmasına yönelik hassasiyet, Çin’e karşı ABD’nin zaafları olarak gösterilmiş. Bunlar birer zaaf mı yoksa demokratik sistemin inovasyon becerilerini artıracak faktörler mi diye düşünmek lazım. Görünen o ki, ABD’de dijital kodaman lobileri ulusal güvenlik savunmasını daha çok gündeme getirecek.


Facebook ikinci bir çöküşü kaldırabilir mi?

🤯 Dijital Kodamanlar Köşesi:

Geçen hafta bültende bahsetmiştik, Facebook’un 6 saatlik çöküşü hem kullanıcılar hem de Zuck için sarsıcı oldu.

Facebook gibi otonom sistemlerin internet üzerinde kendi büyük ağları bulunuyor. Pazartesi günü Facebook’un sistemi, ağları bulan rota bilgilerini sağlamayı bıraktı. Tarayıcılar “facebook.com” adresini nerede bulacaklarını bilemediği için Facebook ile beraber monopolileştiği bütün platformlar durdu. Duran sistem sadece halka açık olan değil çalışanların sistemi de olunca sorun 6 saat sürdü.

Gelin görün ki 2017’den beri skandallara doymasa da Facebook’un hisseleri etkilenmiyor.

Zuck son ayda iki farklı etik sorunla yüzleşti. Çocuklara zararlı olan algoritmanın ortaya çıktığı raporlar ve muhbirin dezenformasyon ve nefret söylemini engellememek aksine kar etmeyi seçtiğine yönelik ifadesi.

  • Frances Haugen (Facebook muhbiri)’nin senatodaki ifadelerinden sonra Instagram’ın bizi nasıl obje haline getirdiğine dair bu yazıyı okumanızı öneririm: Bodies are Canceled. Thanks,

  • Bu durumun farklı ülkelerdeki yasa koyuculara etkisini yazmıştım. Instagram’da yalan dünyalar


Bu bülten size iletildiyse lütfen Substack üzerinden üye olun! Bülteni Nesibe Kırış ile beraber hazırlıyoruz.

🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN

📝 Medium: Ussal Şahbaz

❗️Telegram: Global İşler

🔗Web: ussal.net

Global İşler+

📈ev fiyatları, 💰iPhone fiyatları, 🤯Facebook Otokrasisi

No.53

Her hafta Çarşamba sabahı çıkan Global İşler+ Bülteni’nde teknoloji, toplum ve politikanın kesişiminde dünyada olup bitenlere bakıyor, Türkiye’de olanları anlamaya çalışıyoruz.

Bu hafta ev fiyatları/kiralarına yönelik köşe yazımla başlıyoruz. Daha sonra Türkiye’nin satın alma gücünü iPhone üzerinden inceleyeceğiz. Sonra dijital kodamanlara yeni bir bakış açısı var. Bu şirketlerin yönetimi otokratik mi diye bakacağız. Keyifli okumalar!

Bu bülten size iletildiyse lütfen Substack üzerinden üye olun!


Türkiye’de ve dünyada ev fiyatları / kiraları neden artıyor? (2)

📝 “Global İşler”:

Ev fiyatları/kiraları neden artıyor? Hem global hem de yerel sebepleri var. Bu hafta Dünya Gazetesi’nde yazdım.

  • Ev fiyatlarındaki artış Türkiye’ye özgü değil. On yılı aşkın süredir tüm dünyada izlenen düşük faiz politikası paranın varlıklara akmasına sebep oldu.

  • Bugün yaşadığımız krizin sebebi artan eşitsizlikler. Düşük faizden kaynaklanan makroekonomik dengesizlikler çözülmeden konut piyasasının makulleşmesi zor. Zira, varlık fiyatları arttıkça zengin daha zengin hale geliyor ve zenginlerin daha çok tasarruf edecek geliri olduğu için faizler daha da düşüyor; varlık fiyatlarını artıran döngü sağlamlaşıyor.

  • Yapay zeka ile ev değeri analizi yapan Endeksa’nın fiyat artışlarına yönelik detaylı araştırmasına bakabilirsiniz.


959 saat çalışana bir iPhone

🎉 Haftanın bonusu:

Son bir aydır sınırlar açıldı. Beyaz Türkler Avrupa’ya akın etti. Duyduğum kadarıyla birçok Beyaz Türk fiyatları görünce kendini Interrail turuna giden öğrenci gibi hissetmiş.

Telefonunu çıkar göster dayılarının ilgisini çekecek bir grafikle sizlerleyiz. Yukarıdaki grafikte iphone ürünlerini almak için sayılı ülkelerdeki vatandaşların ortalama ne kadar çalışması gerektiği gösteriliyor. The Economist’in meşhur Big Mac endeksine rakip. Görülen o ki bizim kur bayağı rekabetçi olmuş. :)


Kurumsallaşma vs. Finansallaşma

🔗 Haftanın Makalesi:

Bu hafta University of College hocalarından Ioannis Lianos’ın dijital kodamanların rekabet politikası karşısındaki durumunu kurumsal iktisat perspektifiyle değerlendiren Centre for Law, Economics and Society makalesini okudum (önerisi için değerli dostum Adnan Akgün’e teşekkürler). Lianos 2019’da Yunanistan rekabet kurumunun başkanı olarak atanmıştı. Dolayısıyla makale pratik açıdan da önemli.

  • 1950-80 arasında ABD ve Avrupa’daki şirketler “holdingleşerek” yani birden çok işkoluna yayılarak büyümüşlerdi. Bunun temel nedeni, hem yatay büyümeye çıkarılan rekabet hukuku engelleri hem de şirket yönetimlerinin hisse değerinden çok şirketin büyümesini önceliklendirmesi gösteriliyor.

  • 1980’den sonra kısa vadeli hisse değeri baskısı, aktivist yatırımcılar, private equity fonlarının büyümesi gibi nedenlerle şirket yönetimleri “finansallaştı.” Holdinglerin yerine bir dikeyde işini iyi yapıp hissedarlara iyi para kazandıran şirketler makbul oldu.

  • Bir parantez açalım: Holding işinin globaldeki son örneği, benim de eskiden çalılştığım GE 2018’de aktivist yatırımcılara düşen son kale olmuştu. Jeff Immelt’in finansallaştığı için 2008 krizine kötü yakalanan GE’yi yeniden holdingleştirme girişiminin nasıl hüsrana uğradığını geçen sene çıkan kitabında okuyabilirsiniz.

Bugünün dijital kodamanları ise iki modeli biraraya getiriyor. Bir yanda şirketler gelecekteki monopol karlarını hisse değerine yansıtarak, düşük faizle beslenen sermaye piyasası finansmanı imkanlarından sonuna kadar yararlanıyor (Örnek: Uber, Trendyol). Diğer yandan da Amazon’un kitapçılıktan çıkıp dünyanın en büyük bulut bilişim hizmet sağlayıcı olmasına, Facebook’un AR/VR alanındaki Google’ın sağlık alanındaki yatırımlarına kadar birçok holdingleşme alameti gösteriyorlar.

Facebook ve Google’ın kurucularına diğer hissedarlardan daha çok oy hakkı vererek şirket üzerinde mutlak kontrol sağlayan hisse yapıları, diğer şirketlerde ise yine kurucuların hala hakim ortak olması bu esnekliğin temelinde.


Dünyanın en büyük otokrasisi: Facebook

🤯 Dijital Kodamanlar Köşesi:

Yukarıda açıkladığımız, hissedarlık yapısında kuruculara verilen mutlak yetki sayesinde Facebook dünyanın en büyük otokrasisine dönüşmüş durumda. Bir otokrasi düşünün; vatandaşı hakkında her türlü bilgiye sahip, çoğu zaman vatandaşı farkına varmadan onun üzerinde psikolojik deneyler yapıyor, politik davranışlarını etkiliyor.

Facebook yöneticileri uzun süre terörist ve soykırım propagandalarına müsamaha gösterdikleri için eleştirildi. Yanlış bilgileri ve suç içeren ifadeleri yayarken, kendilerini savunmak için ifade özgürlüğüne yaslandılar. 44. bültenimizde Facebook ve diğer platformların siyaseti nasıl yönlendirdiğini yazmıştık. Bizim ülkemiz açısından da Stanford raporunu tekrar hatırlatmak gerekiyor.

Aşağıdaki görsel Amerikan seçimlerinde sosyal medya platformların durumunu gösteriyor. Facebook’un kapısından uçuşanlar dezenformasyon:)

Mesela, Müslüman Arakanlılara yönelik Myanmar’daki soykırımda Facebook’un Birleşmiş Milletler tarafından da dokümante edilen rolünü yeniden hatırlayalım:

Pazartesi günü bülteni hazırlama süreci neredeyse bitmişken Facebook, Instagram ve Whatsapp çöktü. 6 saatlik bir kesinti sosyal hayat ve iş hayatında problemlere yol açtı.

Facebook, Instagram ve Whatsapp’ın aynı anda çökmesiyle dijital kodamanların tekelleşmesinin günlük hayatta yarattığı riskleri somut olarak bir kez daha gördük.


Bitirirken…

Teknoloji alanında Türkiye’nin başlıca gazeteci ve kanaat önderi Serdar Kuzuloğlu yeni bir bülten çıkarmış: Haftanın Tortusu. Bültenimi buraya kadar okuduysanız Serdar Kuzuloğlu’nun bülteni de mutlaka ilginizi çekecektir. Umarım bu alandaki yayınların sayısı artar. Yeni Türkçe bültenler keşfettikçe size de duyuracağım.

Bu Cuma, Dünya Gazetesi Global İşler köşesinde yerli üretimi artıracak teknolojiler yüzünden yakında tören yapıp fotoğraf çektirecek ihracat rekorları kırmanın neden imkansızlaşacağını anlatacağım.

Bu bülten size iletildiyse lütfen Substack üzerinden üye olun!


Bülteni Nesibe Kırış ile beraber hazırlıyoruz.

🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN

📝 Medium: Ussal Şahbaz

❗️Telegram: Global İşler

🔗Web: ussal.net

Global İşler+

🤖Yapay zekâ ve dijital kodamanlar, 🎯Fabrika işler ölüyor mu?

No.52

Her hafta Çarşamba sabahı çıkan Global İşler+ Bülteni’nde teknoloji, toplum ve politikanın kesişiminde dünyada olup bitenlere bakıyor, Türkiye’de olanları anlamaya çalışıyoruz.

Bu sayıda dijital kodamanların yapay zekâ teknolojisindeki kuralları nasıl koyduğuna odaklanıyoruz. Sizler için güncel haberleri içeren bir yapay zekâ dosyası hazırladık. Sonra da dijital işlerle sanayi işlerini mukayese edeceğiz. Fabrika işleri ölüyor mu? Keyifli okumalar!

Bu bülten size iletildiyse lütfen Substack üzerinden üye olun!


Veriyi alan düdüğü çalar

📝 “Global İşler”:

Yapay zekâ önümüzdeki on yılları şekillendiren teknoloji olacaksa, düdüğü Google ve diğer dijital kodamanlar çalacak gibi görünüyor. Eskiden emperyalist devletler vardı. Şimdi emperyalist şirketler var.

  • Yapay zekâ bu teknolojiyi geliştiren şirketlerin menfaatlerine göre mi şekillenecek yoksa bizim gibi gelişen ülkelerin de sesi duyulacak mı?

  • Bugün siyahilerin veya kadınların karşısına çıkan sorunlar yakında Türklerin de karşısına çıkmayacak mı?

Bu hafta New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nu izlerken, gelecekte daha adil bir dünya mümkün olsun diye önce Google ile mücadele etmemiz gerektiğini düşündüm.

Neden mi? Bu hafta Dünya Gazetesi’nde yazdım: Veriyi alan düdüğü çalar.


Yapay zekâ gelişmeleri

🔗 Haftanın Dijital Kodamanlar Köşesi:

🤖 Dijital kodamanlara ilişkin yayımlanan son raporlar, yapay zekâ ve algoritmik ürünlerinin olumsuz etkileriyle boğuşurken yaşadıkları iç savaşları açığa çıkarıyor:

  • Facebook’un kurum içi raporlarına ulaşan Wall Street Journal, Instagram uygulamasının yapay zekâ algoritmalarının, başta ergenlik çağındaki kızlar olmak üzere, gençler üzerindeki zararları etkilerini gösterdi

  • İntiharı düşünen gençler arasında İngiliz kullanıcıların yüzde 13'ü, Amerikalı kullanıcıların ise yüzde 6'sı, sorunu Instagram’a bağlıyor.

  • Ayrıca, ergenlik çağındaki kızların yüzde 32'si, bedenleri konusunda kendilerini kötü hissettiklerinde Instagram’ın durumu daha kötü hale getirdiğini söylüyor. Daha önce Dünya Gazetesi’ndeki yazımda Instagram’ın gençler üzerindeki depresyon, uyku problemi, anksiyete üzerindeki etkisini ele almıştım.

  • Google, Microsoft ve IBM’in etik kurulları yapay zekâ teknolojili yeni ürünlerinin potansiyel etkileri konusunda itirazlarını dile getirdi. Bu itiraz büyük projeleri önemli ölçüde değiştirdi veya tamamen durdurdu. Her zaman itirazlara uyulmuyor hatta bazen görevini yaptığı için çalışanların etik kuruldan kovulmalar bile gerçekleşebiliyor. Daha önce 14. bültenimizde Timrut Gebru’nun hikayesini ele almıştık.

  • Bu köşe yazısını okumanızı öneririm: DeepMind tells Google it has no idea how to make AI less toxic

  • Twitter’dan yapay zekâ hatalarına karşı yazılımcılara ödül: 7.000 ABD doları. Twitter just led the first-ever "bug bounty" for AI bias

🇮🇱 İsrail'in İranlı Nükleer Bilimciyi Öldürmek için Yapay Zekâ Donanımlı, Uzaktan Kumandalı Bir Silah Kullandığı Bildirildi: Geçtiğimiz hafta sonu yayımlanan bir New York Times haberine göre, İsrail istihbarat ajanları geçtiğimiz Kasım ayında İran'ın önde gelen nükleer bilimcisi Mohsen Fakhrizadeh'i öldürmek için uzaktan kumandalı, yapay zeka özellikli bir makineli tüfek kullandı. Gözlemciler, şu anda onaylanmış yapay zekâ destekli sistemin etkilerinin önemli olabileceğini söylüyor: suikastçiler kendilerini tehlikeye atmadan hedefleri öldürebildikleri için, bu tür saldırıların gerçekleştirilmesi çok daha kolay ve dolayısıyla daha sık hale gelebilir.

🇬🇧 İngiltere’den Güncel Strateji: İngiltere güncellediği Ulusal Yapay Zeka Stratejisi'ni geçen hafta duyurdu. Stratejide İngiltere'nin 10 yıllık yapay zekâ gelecek planlamasında dijital düzenlemeler üzerinden yoğunlaştıracağını görüyoruz.

  • Kişisel verilerin işlenmesi ve aktarımı,

  • Dijital içeriklerin sorumluluğu ve doğrulanması,

  • Algoritma şeffaflığı ve kullanımı alt başlıkları da dikkat çekiyor.

ABD’nin NSCAI raporu ile karşılaştırıldığında politika ve finansman önerileri açısından eksik gibi görünse de İngiltere strateji belgesinde bilgi işlem ihtiyaçlarını gözden geçirmek, ülkeye yapay zekâ yeteneklerini çekmek için vize kurallarını değiştirmek ve “Savunma Yapay Zekâ Stratejisi" yayımlamak gibi somut hedefler ortaya koyması dikkat çekiyor.


Fabrika işleri ölüyor mu?

🤯 Haftanın görseli:

Gençlerin Ramazan pidesi için değil, kurye olmak için girdikleri sıra fotoğraflarını sosyal medyada görmüşsünüzdür. Üstelik bu kuyruktan eliniz boş dönme ihtimali yok. Şu an işgücü piyasasında en çok aranan elemanlar kuryeler. Bu konuya bir sene önce Dünya Gazetesi yazımda dikkat çekmiştim.

Bloomberg’de yayınlanan bu grafik ABD işgücü piyasasında dijital işlerin nasıl sanayi işlerinden daha cazip hale geldiğini gösteriyor.

Sanayi işlerinde küresel rekabet ücretleri aşağı çekerken, dijital işlerde piyasaların büyük ölçüde yerel olması ücretlerin de yükselmesini sağlıyor. Üstelik artık genç işgücünün talebi şehir merkezinde, esnek, keyifli işler. Vardiya usulü fabrika işleri gençlerin ilgisini çekmiyor. Sanayicilerimizin nitelikli işgücü erişimi gittikçe zorlaşacak gibi.


Bitirirken

Siyasi gündem bu Cuma açılacak parlamento ile ısınacak. Bir yandan da ev bulamayan öğrencilerin barınma problemi gündemde. Her ikisi de teknoloji, toplum ve politika gündemimizle kesişen konular. Haftaya görüşmek üzere!

  • Sosyal medya kanunu . ABD’nin TRT’si National Public Radio’ya yaptığım değerlendirmede illa bir düzenleme yapılacaksa yakındaki seçimlerde sosyal medya ilanlarının düzenlenmesi gerektiğini söyledim.

  • Bu Cuma Dünya Gazetesi’nde “Ev fiyatları / kiraları neden artıyor?” yazısı geliyor.


Bu bülten size iletildiyse lütfen Substack üzerinden üye olun!

Bülteni Nesibe Kırış ile beraber hazırlıyoruz.

🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN

📝 Medium: Ussal Şahbaz

❗️Telegram: Global İşler

🔗Web: ussal.net

Global İşler+

🗞Dijital TL, 🇨🇳Çin teknoloji dosyası, 🇰🇷Kore kripto borsaları, 💰Kore v. Google

No.51

Her hafta Çarşamba sabahı çıkan Global İşler+ Bülteni’nde teknoloji, toplum ve politikanın kesişiminde dünyada olup bitenlere bakıyor, Türkiye’de olanları anlamaya çalışıyoruz.

Bu hafta ağırlık fintek konularında ve Asya’da. Önce Dijital TL hakkındaki köşe yazım var. Sonra Çin ve Kore’deki son gelişmeleri değerlendireceğiz. Çin ile ilgili bir de video çektim. Umarım hoşunuza gider.


Dijital TL ve sorulacak 4 temel soru

📝 “Global İşler”:

Merkez Bankamız Dijital TL çalışmalarına başladı. Bu süreçte sorulacak 4 temel soru var.

  • Mevduat toplayıp kredi vererek para kazanan bankalar ne olacak ❓

  • Krediyi kim verecek ❓

  • Gizlilik nasıl korunacak ❓

  • Dolarizasyon aratacak mı ❓

Bu hafta Dünya Gazetesi’nde yazdım.

Dünyada ilk ve en etkin merkez bankası dijital para uygulamalarının, devletin vatandaşı takip etmeye en çok önem verdiği ülkelerden Çin’de çıktığına şaşmamak lazım. Küçük işlemler için gizlilik kuralları önerilse de konu kara paranın aklanmasının önlenmesine gelince, bu kuralların hızla kaldırılacağını şimdiden öngörebiliriz.

Gelin bakalım Çin’de teknoloji dünyası ile devletin etkileşiminde başka neler oluyor.


Çin Komünist Partisi vs Dijital Kodamanlar

🔗 Haftanın Dosyası:

Bildiğiniz gibi Çin teknoloji dünyasını yakından takip ediyoruz. Çin’de son 3 ay hem mahkeme/kurul kararları hem de yeni regülasyonlar açısından çok hareketli geçti. Bu zamana kadar bültenlerimizde bahsettiğimiz içerikleri ve yakın zamandaki gelişmeleri toparladık.

  • 20 Ağustos’ta kongreden geçen ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek olan yeni veri koruma yasasından (PIPL) 48. bültemizde bahsetmiştik. Konu veri koruma yasası olunca tabii ilk iş GDPR ile karşılaştırılır. Uzmanlar PIPL’in GDPR’a kıyasen daha genel prensiplerden söz eden bir çerçeve yasa olduğunu söylüyor. Bu yasa Çin’deki dijital kodamanların pazar gücünü olumsuz etkileyebilir.

  • 27 Ağustos’ta ise Çin’in siberuzay otoritesi öneri algoritmaları hakkında bir taslak duyurdu. Taslak kullanıcıların internet bağımlılığını azaltma amacı taşıyor. Kullanıcıların dikkatini çeken içerikleri sürekli sağlayarak platformda uzun süre kalmasını sağlayan algoritmalar artık kullanıcıların da kontrolünde olacak. Kullanıcılara platformun kendilerine atadığı etiketleri görme ve düzenleme olanağı sağlayacak ancak özel sektör şirketleri için öngörülen bu durum devlet kurumları için geçerli olmayacak.

  • 1 Eylül’de Çin’de bulunan uluslararası ve yerel şirketlere uygulanacak olan Çin’in Veri Güvenliği Yasası (DSL) yürürlüğe girdi. Şirketlerin ve araştırmacıların yazılım açıkları hakkındaki bilgileri Çin hükümetine açıklamalarını gerektiren yasa hükmü yabancı özellikle ABD menşeli oluşumlar için siber güvenlik endişesi yaratıyor.

PingWest bülteni, Şubat 2021’den başlayarak Çin’deki teknoloji kısıtlamalarına yönelik zaman çizelgesi hazırlamış: Timeline: China's tech crackdown 2021. Biz de 42. bültenimizde Çin Komünist Partisi teknoloji dosyası yayımlamıştık.

ABD’den iki düşünce kuruluşunun yeni yayınlarındaki perspektiflerine bakalım:

  • Georgetown Center for Security and Emerging Technology Strateji Direktörü Helen Toner, Çin'in yerli teknoloji şirketlerine yönelik baskısıyla ilgili bir makale sonrası Brendan Bordelon'a verdiği görüş de Çin’i anlamak için önemli.

    Brookings Institution’ın Çin'in eylemleri, AB'nin Dijital Piyasalar Yasası ve Dijital Hizmetler Yasası’ndaki gibi piyasa gözetim politika önerilerinin çoğunu benimsemeleri nedeniyle “ilerici ama otokratik” (“progressively autocratic”) olarak tanımlanabildiği yorumu: China’s new regulation of platforms: a message for American policymakers

İki kitap önerisi:

İki tane de eski köşe yazısı:


Kripto dünyası

🗞 Haftanın Haberi:

Kore’nin fnansal regülatörü Finansal Hizmetler Komisyonu, ülkedeki yabancı ve yerel borsaların yasal işlem platformları olması için lisans zorunluluğu getirmişti. Bu lisans, borsaların kara para aklama ve müşterini tanı standartları için yerel bankalarla anlaşmalarını gerektiyor. Bunun için son tarih 24 Eylül ama şartları karşılayan yalnızca 4 platform var.

  • Ülkedeki kripto toplam işlem hacminin yüzde 90'ından fazlasını oluşturan dört büyük borsa (Upbit, Bithumb, Korbit ve Coinone) zaten lisans aldığı için yerel bankalar küçük borsalarla uğraşmak istemiyor.

Yukarıda dijital merkez bankası parası için yazdığım gibi, kara para aklama düzenlemeleri ile inovasyon veya özel hayatın korunması kapıştığında, kazanan hep kara paranın aklanması. Kripto işi bankaların uyum birimlerine bırakıldığında sonuç genelde yerleşik oyuncuların korunması oluyor. Kara para konusunda kriptoya bu kadar bakılırken, bavullar ve özel uçaklarla taşınan nakit ne olacak?


Kore’den bir ayda Google’a ikinci darbe

🤯 Dijital Kodamanlar Köşesi:

Geçen haftaki bültenimizde bahsetmiştik; Kore, Apple ve Google’ın komisyon çakallıklarına son vermek için büyük bir adım atmıştı. Şimdi Kore’den Google’a ikinci darbe geldi. Bildiğiniz üzere iOS işletim sistemi Android’e göre çok daha muhafazakar. Android, sistem geliştiricilerinin yeniliklerine daha açık, bu sayede Google’ın rakipleri tarafından da Android işletim sisteminin değiştiririlerek kullanılabiliniyor.

  • 2013 yılında Samsung modifiye edilmiş bir işletim sistemi kullanan akıllı saat üretmişti. Fakat Google'ın bunun anlaşmanın ihlali olduğunu söylemesinin ardından Samsung başka bir işletim sistemine geçmişti.

  • Google akıllı telefon üreticilerine "parçalanma karşıtı anlaşma (AFA)" imzalamalarını şart koşmuş, bu da Android’i modifiye ederek kullanmalarını engelliyor.

Kore rekabet otoritesi 2016’dan bu yana sürdürdüğü soruşturmayı sonuçlandırdı. Rekabet otoritesi, Google’ın mobil işletim sistemleri ve uygulama pazarlarındaki piyasa hakimiyetini kötüye kullandığı iddiasıyla Google’a 177 milyon dolar para cezası kesildi.


Düzeltme

Geçen haftanın bülteninde “Amazon’un ABD’de depo işçisi çalıştırdığı ücrete Kenya’da trol çalıştırabiliyorsunuz.” demiştim. Saatlik ücretle günlük ücreti karıştırmışım. Amazon’un depo işçilerine saatte verdiği para ile Kenya’da bir gün trol çalıştırabiliyorsunuz. Hizmet sektöründe ülkeler arası maliyet farklarının bir örneği daha!

Hatayı fark eden Erhan Erkut hocamıza teşekkürler. Demek bülteni okuyanlar da varmış!


Bu bülteni Nesibe Kırış ile beraber hazırlıyoruz.

Bu bülten size iletildiyse lütfen Substack üzerinden üye olun! Ussal.substack.com

🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN

📝 Medium: Ussal Şahbaz

❗️Telegram: Global İşler

🔗Web: ussal.net

Loading more posts…